PROSTAT KANSERİ

Prostat erkeklerde mesanenin hemen altında, rektumun önünde yer alan ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Bu salgı bezinde kanser hücrelerinin oluşmasına prostat kanseri denir.

Prostat kanseri erkeklerde kanserin en sık görülen tiplerinden biridir. Genellikle yavaş ilerleyen bir kanser türüdür. Erken evrede teşhis edilebilen prostat kanserinin başarılı bir şekilde tedavi edilme şansı oldukça yüksektir. Bunun için belirli yaşın üstündeki erkeklerin belirli aralıklarla kontrole gitmeleri önerilmektedir.

PROSTAT KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

    • Prostat kanseri erken evrelerinde belirti veya bulguya neden olmayabilir.
    • Daha ileri evrelerde prostat kanseri, şu belirtilere neden olabilir:
    • İşeme problemleri
    • İdrarın akışında yavaşlık
    • Menide kan görülmesi
    • Pelvik bölgede rahatsızlık
    • Kemik ağrısı
    • İktidarsızlık

PROSTAT KANSERİNİN SEBEPLERİ NELERDİR?

Prostat kanserinin kesin sebebi olmamakla birlikte prostat kanserine yakalanma riskini arttıran faktörler şunlardır:

  • Yaş: Yaşlandıkça prostat kanseri riski artmaktadır.
  • Ailenin prostat kanseri geçmişi: Ailede prostat kanserine yakalanmış bireylerin olması prostat kanseri riskinin yüksek olduğunu gösterir.
  • Obezite

PROSTAT KANSERİ TANISI

Prostat kanseri tanısında en çok kullanılan testler; prostatın fiziksel rektal muayenesi, kan testleri (PSA testi) ve biyopsidir.

    1. Fiziksel Rektal Muayene:Prostatta oluşan herhangi bir fiziksel büyümeyi kontrol etmek için uygulanan fiziksel bir testtir.
    2. PSA Testi:Prostat-Spesifik-Antijen (PSA) prostat tarafından salgılanan bir proteindir. PSA testi salgılanan bu protein seviyesini belirlemeye yardımcı olur. Prostat kanseri PSA seviyesini yükseltir ancak tek başına PSA değerinin yüksek olduğunun bilinmesi prostat kanseri tanısı için yeterli değildir.
    3. Biyopsi:Rektal muayene sonucu tümör olduğu öngörülen bölgeden örnek doku alınması işlemidir. Alınan örnek laboratuvar ortamında analiz edilir. Analiz sonucu kanser hücrelerinin varlığı teyit edilirse hücrelerin agresifliğinin (üreme ve yayılma hızı) araştırılması gerekir.
    • Gleason Skoru

Hastadan alınan kanserli hücreler sağlıklı hücrelerle karşılaştırılır. Hücreler birbirinden ne kadar farklıysa kanser hücreleri o kadar agresif demektir. Prostat kanseri hücrelerinin derecesini değerlendirmek için kullanılan en yaygın ölçek Gleason skorudur. Gleason skoru iki farklı derecenin toplamıyla elde edilir ve 2 ile 10 arasında değişiklik gösterir. Skor arttıkça agresiflik artar.

PROSTAT KANSERİNİN EVRELERİ NELERDİR?

Kanserin varlığı ve agresifliği belirlendikten sonra kanserin evrelenmesi gerekir. Bunun için de kanserin vücudun hangi bölgelerine yayıldığını bilmek önemlidir. Kemik taraması, ultrason, CT, MR, PET gibi görüntüleme testleri kullanılarak vücudun kanserli bölgeleri belirlenebilir.

Kanserin evreleri belirlenirken T-N-M sınıflandırması kullanılır. T prostattaki tümörün büyüklüğünü, N lenf düğümlerindeki yoğunluğunu, M ise diğer organlardaki yayılımı değerlendirmek için kullanılır.

1.Evre: Kanserin en erken evresidir. Kanser hücreleri sadece prostatın küçük bir bölgesindedir ve agresif değillerdir.

2.Evre: Kanser kütlesinde artış gözlemlenebilir. Bu evrenin 1.evreden farkı kanser hücrelerinin agresifliğindeki artıştır.

3.Evre: Kanser artık sadece prostat içinde değil, aynı zamanda yakındaki dokulara yayılmış haldedir.

4.Evre: Kanser çevre dokulardan en yakın organlara yayılmıştır.

PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER NELERDİR?

Prostat kanserinin tedavisinde sıklıkla cerrahi yöntemlere başvurulmaktadır. Prostat kanseri ameliyatında prostat etrafındaki doku ve belirli miktarda lenf düğümleriyle birlikte vücuttan çıkarılır. Bu operasyon radikal prostatektomi olarak adlandırılır. Radikal prostatektomi robotik cerrahi (robot yardımlı minimal invaziv cerrahi), açık cerrahi ya da laparoskopik cerrahi yöntemleriyle gerçekleştirilebilir.

da Vinci Robotik Cerrahi

Cerrahın enstrümanları ve operasyon bölgesini gerçek haliyle görmesini sağlayan üç boyutlu, yüksek çözünürlüklü, floresan görüntüleme özelliklerine sahip robotik kamera küçük kesilerden hastanın ameliyat bölgesine gönderilir. Cerrah, ameliyat odasında bulunan konsoldan 540 derece dönebilme özelliği olan bu enstrümanları kontrol ederek çok dar alanlarda insan elinin yapamayacağı manevralarla operasyonu gerçekleştirir.

Robotik cerrahinin prostat kanseri ameliyatına kattığı en büyük avantaj çok dar alanlarda enstrümanların özgürce hareket ettirilebilmesidir. Prostat sadece erkeklerde bulunur ve erkeklerin pelvik bölgesi kadınlara oranla çok daha dardır. Ameliyat süresince prostat mesaneden ve üretradan ayrılır ve mesane üretraya yaklaştırılarak birleştirilir. Böylece idrar yolu yeniden sağlanmış olur. Sinirlerin korunmasına yardımcı olan bu yöntem ameliyat sonrası idrar kaçırma ve cinsel yetersizlik risklerini minimuma indirir. Ayrıca ameliyatta açılan kesilerin küçük olması ameliyat sonrasında hastanın günlük yaşantısına daha hızlı dönmesini sağlar.

Açık Cerrahi:

Cerrah karnın alt kısmından kasık kemiğine kadar kesi açar. Bu kesiden girilerek prostat ve etrafındaki dokular çıkarılır. Açılan kesi kapatılarak operasyon sonlandırılır. Kesinin büyüklüğü ameliyat sonrası iyileşme süresinin uzamasına sebep olur.

Laparoskopik Cerrahi

Cerrah ameliyat boyunca hastanın başında ayakta durarak hastanın karın bölgesinde açılan kesilerden bilek hareketi bulunmayan laparoskopik enstrümanları kontrol eder. Kesilerden birinden kamera gönderilerek alanın iki boyutlu görüntüsü sağlanır. Ameliyat boyunca prostat ve çevre dokular ayrılarak bölgeden çıkarılır.



Ürolojik Cerrahi ameliyatlarını robotik cerrahi sistemiyle gerçekleştiren doktorlara buradan ulaşabilirsiniz